-
Büyük Kopyamakarna Arşivi Check out other Reddit channels here: @reddit2telegram Contact @r_channels.
Ankara 36.Nato zirvesi hakkında Not OC
Beyler, hanımlar, toplanın. 7 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılacak olan şu 36. NATO zirvesi mevzusunu biraz deşelim, çünkü olay sadece bir grup takım elbiselinin askeri bütçe konuşmasından çok daha derin. Karşımızda bildiğin küresel elitlerin 1993’ten beri ilmek ilmek işlediği 33 yıllık o devasa döngüyü dünya liderlerinin gözü önünde tescilleyeceği, adeta "Yeni Saltanat"ı ilan edecekleri diplomatik bir ayin var. Hani en son 2004’te İstanbul’da yapmışlardı ya bu zirveyi, aradan tam 22 yıl geçmiş. Şimdi "Eee ne var bunda?" demeyin. Okültizmle, masonik terminolojiyle az buçuk ilgilenenler bilir; 22 sayısı "Usta Mimar" (Master Builder) sayısıdır abi. Adamlar resmen "İstanbul’da temelini attığımız inşaat bitti, şimdi Ankara’da binaya taşınma vakti" mesajı veriyorlar. Zaten şu an hükümetin sırf bu zirve ayaklarına koskoca şehirde başlattığı o çılgın düzen ve temizlik operasyonunun arkasındaki asıl amaç da misafirlere şirin gözükmek falan değil amk. Adamlar tapınağı ayine hazırlıyor resmen "Biz binayı tamamladık, her şey pürüzsüz, buyrun taşının" demek için Ankara’yı o büyük ritüele hazır hale getiriyorlar.
İşin numeroloji kısmına baksan zaten ayrı bir kafa: NATO'nun 36. zirvesi bu. 3+6=9 yapıyor. 9 demek numerolojide hasat zamanı, tamamlanma ve sonun başlangıcı demek. Yani sistem, 20. yüzyıldan kalma o hantal güvenlik masallarını tamamen çöpe atıp, distopik "Dijital Saltanat" döneminin ilk küresel anayasasını Ankara'da kucağımıza bırakacak. Peki neden Washington veya Londra gibi kodaman yerler değil de Ankara? Çünkü Ankara tam bir geçiş kapısı; Doğu ile Batı’nın, İslam dünyası ile laik sistemin, kaos ile düzenin tam kesişim noktası. Küresel sistem bu kararsız, deli enerjiyi Ankara'da sabitleyip tüm Avrasya'yı tek merkezden gütmek istiyor. Zirvenin Beştepe’de yapılacak olması da tesadüf falan değil; Ankara’nın artık figüran değil, dünyanın yeni "Garnizon Başkenti" olduğunun resmi ilanıdır bu.
O masalarda öyle sadece tank, tüfek, asker sayısı da konuşulmayacak, yemezler. 2026’nın ruhuna uygun olarak insan askerlerin yerini alacak olan algoritmalar, yapay zeka tabanlı katil savunma sistemleri ve dijital ordular resmen legalize edilecek. Üstüne bir de Orta Doğu ve Orta Asya’daki o milyar dolarlık Bor ve Nadir Element koridorlarının korumalığı bizimkilere ihale edilecek. O gün Ankara semalarında kulak zarı patlatan o jetler de güvenlik için falan uçmayacak, yeni bir çağın kölelik anayasasını yüzümüze haykırmak için bağıracaklar. Sizin bu konu hakkındaki teorileriniz neler, aşağıda bir fırt fırlatın tartışalım.
https://redd.it/1uncv5j
@r_kopyamakarna
çeşmi nigar çorbası
\+boşuna bakma delikanlı, kemik suyuna çorbam yok. yoğurtlu da yok işkembe de yok. -ama ben çok açım. +değilsin! yavrum ben bu dükkanı geçen hafta açtım. aç adamla tok adamı ayırt etmem imkansız. senin gibi böyle fakir fukara gibi giyinenini bile. -param var! +para soran oldu mu sana? zehir zıkkım olsun! -çeşmi nigar çorbası mı? +yo değil. -hiç sevmem. +bilir misin bunu? -annem yapıyo ama ben ilk defa içiyorum. +'yapıyo' dediğin? -turp gibidir kendisi. +destur, bakıcam! bunlar talebelik evrakları değil. -mektebim kapanıyo. hekim olamicam, hastalıklara çare olmicam. babam gibi okumicam, eşşek olcam! ben bulaşıkları yıkamak istemiyorum. +yıkayacaksın lan o kadar yemek yedin. -allah aşkına bırakın beni, yıkamicam. +tamam o zaman, yıkama.
https://redd.it/1ul0y40
@r_kopyamakarna
Mert'in maceralari
daha yeni piyasaya çıkmış son model jipiyle benzinliğe gelen mert benzin dolarken tuvalete gitmek için aracından iner. tuvalete girdiği sırada aracın kapısını kilitlemediğini hatırlar fakat telefonu ve cüzdanı yanındadır, dolayısıyla endişe etmez. çıktıktan sonra dışarı baktığında ise şok olur. aracına bir adam biner ve kapıyı kapatır. mert şaşkınlık içerisinde arabaya doğru ilerlemeye başlar. anahtar kendinde olduğu için aracın çalınma ihtimali yoktur, bu yüzden koşma gereği hissetmez. fakat o da ne; araç bir anda çalışmaya başlar. bunu gören mert ikinci şoku yaşarken araca doğru son sürat koşmaya başlar. araç tam hareketlenmiştir ki mert aracın önüne atlar. araç ani fren yapar fakat durmaz. mert araç hareketliyken aracın kapısını açarak içerideki adamın boğazına yapışır ve yumruklamaya başlar. adam yumruklara karşılık vermeye ve tekmeleyerek mert'i araçtan itmeye çalışır, bu sırada da gaza basıp kaçmaya çalışmaktadır. mert ani bir hareketle adamın burnuna sert bir yumruk atar. adamın burnu kırılır ve şakır şakır kan akmaya başlar. adam o sırada aracın hakimiyeti kaybeder ve araç sert bir şekilde duvara çarpar. araç büyük hasar almıştır. bunu gören mert iyice deliye döner. adamı çekerek dışarı çıkarır yerde tekmelemeye başlar. adam kanlar içinde kalır. mert sinirini alamaz ve aracın torpido gözünde böyle durumlar için sakladığı levyeyi almak için aracın içine girer, torpidoyu açar fakat levye yoktur. bir gariplik vardır. kendi aracı otomatik olmasına rağmen bu araç manueldir! mert durur, derin bir nefes alır, arkasını döner ve yan pompada benzin dolmakta olan kendi aracını görür.
https://redd.it/1ujujlj
@r_kopyamakarna
Çin'de bir adam
Çin'de bir adam gibi bir adam gibi bir adam gibi değil mi ya bu babalar günün kutlu doğum günü kutlu olsun inşallah bu babalar günü saat oldu ama o zaman🕒⏰⌚⌚ zaman zaman bir şey değil yani diyor🗣 ki whatsapp lutfen sesimizi duyan oldu referandum öncesi bir şey değil de çok rt fav yapın lütfen😫🙏🙏💓
https://redd.it/1ujlh11
@r_kopyamakarna
türk kizi ve yabancı kızlar
Tam 8 sene yurt dışında yaşadım italya, Brezilya , Amerika farklı farklı ülkeler gezdim farklı farklı ülkeler’de yaşadım bir çok kız arkadaşım oldu bunların bazıları tek gecelik bazıları uzun süreliydi. Ve 8 senenin sonunda ülkeme yani Türkiye’ye döndüm ve Türk kızlarının aslında ne kadar çekilmez ne kadar dayanılmaz olduklarını yurt dışındaki kız arkadaşlarımdan sonra anladım.
Türk kızlarının bitmek bilmeyen egosu sanki erkekler onları şımartmak onları yüceltmek için varmış gibi davranmaları , aslında eğitimsiz olmaları eğitim derken bir üniv bitirmek diploma almak değil olay kişisel eğitimden bahsediyorum.3-5 Abaza size güzel söyledi diye sizi şımarttı diye kendinizi prenses sanmayın.
Türk kızlarındaki en büyük sorun tutarsız olmaları ne istediklerini kendileride bilmiyor. Bir erkek ne yaparsa yapsın yetmiyor onlar için hep daha fazlasını istiyorlar çünkü bitmek bilmeyen egolarının buna ihtiyacı var. kendilerini nimetten sayıyorlar aslında onlar yurt dışına bir gitse bırakın selam vermeyi yüzüne bakmazlar.Ama bu ülkede olan abazanlar bunları şımarttıkları g*tünü kaldırdıkları için kendilerini nimetten sayıyorlar.
Yurt dışındaki kız arkadaşlarımın birisinde en ufak bir ego yoktu en ufak bir trip atmadı bana , çünkü iki medeni insan gibi konuşmayı anlaşmayı biliyorlardı lakin Türk kızı ne konuşması gerektiğini bilmediği için nasıl davranması gerektiğini bilmediği için trip atmaktan başka çaresi yok. Örneğin italya’daki kız arkadaşım kahvaltıda şekersiz çay bir dilim kepek ekmeği ve çok az yağsız peynir yerdi ve doğal olarak fiziği çok güzeldi çatlakları yoktu ama bakıyorsun Türk kızlarına kahvaltıda sucuklu yumurta nutella 3 şekerli çay ondan sonra kiloda olur çatlakta olur 22 yaşında gögüslerinde sarkar ve yine Türk kızımız fiziklerine bakmadan istekleri hiç bitmiyor hem yakışıklı olsun hem zengin olsun hem kibar olsun , lan tamam olsun da böyle bir adam sana bakar mı?
Amerika’ya yeni taşındığım senelerde arabam yoktu ama kız arkadaşım çalışmıs etmiş kendi arabasını almıştı hafta sonları las vegas olsun miami olsun gider gezerdik araba onundu benzin parasını ben öderdim eşitlik önemlidir. ama bakıyorsun Türk kızlarına gelmiş 25 yaşında hiç çalışmamıs etmemiş evde oturup salak salak programlar izlemiş ama erkek arkadaşının lüks arabası olsun kendisini gezdirsin istiyor. Milletten bir şey bekleyeceğine git çalış kendi ayakların üstünde dur kendi hayatını kur senin canın canda yurt dışında yaşayan kadınların ki patlıcan mı? onlar sabah 6 da uyanıp eşşek gibi çalışıyorlar sen evde g*t göbek büyütüceksin sonra birde utanmadan erkek arkadaşından lüks bir hayat bekliceksin. vay utanmaz vay
Birde Türk kızlarının facelerine instagram hesaplarına yazdıkları atarlı sözler yok mu beni benden alıyor ya.Bu neyin özgüveni bu neyin atarı? ayrıca hepsi şarkı sözleri yada klişe sözler otur 2 söz yaz desen yazamazlar yıl olmuş 2016 şarkı sözleri ile laf sokmalar filan.
Geçenlerde istanbul’da bir avm nin asansörüne bindim tam kapı kapanıyor bir kadın yetişmeye çalışıyor kapıyı tuttum kadın içeri geldi ne bir teşekkür ne bir söz sanki erkeğin görevi kadına hizmet etmekmiş gibi davranıyor yurt dışında ki kadınlar kibar teşekkür etmesini biliyor. ayrıca Türk kızları sevişmeyi ölü balık gibi yatmak sanıyor. Hem sevişmeyi bilmiyorlar hem güzel bir söz etmeyi bilmezler ama istediklerine bakıyorsun diziler’deki filmlerdeki o muhteşem hayatı istiyorlar ve o muhteşem hayatı hiç emek harcamadan sadece erkeğin ona sunması bekliyorlar.
Türkiye’de gördüm ve anladım ki ezilen cins erkeklerdir. Örneğin evlendirme programınlarına bakıyorsun kadın çıkıyor evleri olsun arabası olsun maası yüksek olsun diyor ve bu çok normal karşılanıyor ama bir erkek çıksa dese ki benimle evlenmek isteyen kadının evleri olsun arabası olsun sen jigolomusun derler canlı yayından kovarlar. Eee hani eşittik bakın gördünüz mü kadın aynı şeyi isteyince normal ama erkek isteyince tepki görüyor.
Ayrıca sayın Türk kızları gidin çalışın sonra hesap geldiğinde yalandan çantanızı karıştırmayın çok ezik duruyorsun. Yurt dışında bir
Lego Yapmak Dünyadaki En İyi Şey Olabilir
Lego yapmak dünyadaki en iyi şey olabilir, bana verseler sabah akşam mesai gibi Lego yaparım... Ne mesaisi, bana direkt sigorta yapın, yemek kartı verin, her sabah 08:30’da o masaya oturtun. Hatta her akşam mesaiye kalmazsam namerdim. 'Müdür bey bu akşam Millennium Falcon’un sol iniş takımını bitirmeden şuradan şuraya kalkmam, bana oradan bir kahve söyleyin' falan derim, o derece.
Abartmıyorum bu arada. Yaş 28, geçen gün evde oturmuşum 3500 parçalık setin başında kaybolmuşum, annem odaya girdi. 'Evladım hani KPSS’ye çalışacaktın sen?' diyor. Kadına bir döndüm, gözler kan çanağı, elimde 2x4’lük gri bir parça; 'Anne' dedim, 'Şu an Danimarkalıların yaptığı muazzam bir mühendislik harikasını çözüyorum, bana devlet memurluğu anlatma gözünü seveyim. Cumhurbaşkanı olsam sarayın bahçesine Technic serisinden kepçe, ekskavatör kurdururum' dedim. Kapıyı çarpıp çıktı, muhtemelen evlatlıktan reddetmek için avukat falan arıyor şu an.
Bakın, bu bir hobi falan değil artık. Kafayı kırmışım. Dışarıda dünya yıkılıyor, dolar uçmuş gidiyor, küresel ısınma var; ama benim odamda tek bir gerçek var: Eğer o minik şeffaf mavi parça eksik çıkarsa bu evde cinayet çıkar. Geçen gün halıda çıplak ayakla Lego’ya bastım. Normal insan acıdan çığlık atar di mi? Bende sıfır tepki. Yere kapaklandım, parçayı inceledim, 'Aman Allah'ım, bu 2012 üretimi Star Wars setinin parçası, nasıl tozlanmış!' diye ağlamaya başladım. Acı eşiğim falan kalmadı, Lego hassasiyeti yüzünden devreler yandı.
Geçenlerde bir kızla kahve içmeye çıktık. Kız gelecek planlarından, kariyerinden, evlilik vizyonundan bahsediyor. Ben ne yapıyorum? Kızın yüzüne bakarken kafamda çene yapısını hangi Lego parçalarıyla simetrik olarak yapabileceğimi hesaplıyorum. 'Ya aslında senin burnun için 1x1'lik slope parça çok iyi giderdi ama kulaklar için kesinlikle menteşeli parça lazım' demişim ağzımdan kaçırıp. Kız hesabı bile beklemeden taksiye binip kaçtı. Olsun, zaten taksi sarıydı, kafamda direkt Lego City teması canlandı, keyfim yerine geldi.
Rüyalarım bile Lego artık benim. Dün gece rüyamda Azrail gelmiş, 'Vaktin doldu' diyor. Adama diyorum ki 'Abi gözünü seveyim dur, Tac Mahal setinin kubbesindeyim, iki dakika izin ver bitireyim öyle al canımı.' Adam halime acıdı, 'İyi hadi 2 saatin var' dedi. Rüyamda bile panikten parçaları yanlış yere taktım, uyanınca hırstan yorganı tekmeledim.
Eğer bir gün ölürsem beni mezara falan gömmeyin. Eritin abi beni, basın o fabrikadaki makineye. Benden 2x2'lik kırmızı bir Lego parçası yapın. Sonra gidin o parçayı popüler bir setin içine koyun. En azından bir çocuğun ya da benim gibi bir işsizin odasında, sabahın köründe o 'klik' sesini çıkararak bir işe yaramış olurum. O 'klik' sesi varya... O ses bence evrenin yaratılış sesidir. Büyük Patlama dedikleri şey aslında devasa bir Lego kutusunun yere dökülme sesidir, aksini iddia eden gitsin evcilik oynasın.
https://redd.it/1uh9r60
@r_kopyamakarna
Sonra ise okula gitmeye devam ettim.
https://redd.it/1ugub2v
@r_kopyamakarna
Sınıfta işletim sistemleri hakkında konuşmam yasaklandı
Sınıfta işletim sistemleri hakkında konuşmam yasaklandı. Bizim okulun yeri değişti. Yeni akıllı tahtalarda Pardus vardı. Ben "Hocam, Linux'ta da Chrome kullanmazsınız herhalde, Linux felsefesine uymuyor. Firefox kullanın." dedim. Hoca da "Banane Linux'tan, Firefox'tan. Ben yazı yazayım birde flashım çalışsın yeter." dedi. Sonra sınıftakiler tahtanın şifresini istedi. Hoca da "Ne yapacaksınız?" diye sordu. Sınıftakiler "GTA yükleyeceğiz." dedi. Hoca "Pardus'a GTA mı? Siz ne saçmalıyorsunuz?" dedi. Ben "Hocam, Linux'ta oyun oynanıyor, eskisi gibi değil." dedim. Hoca da sınıfta işletim sistemleri hakkında konuşmamı yasakladı.
https://redd.it/1ug3p4n
@r_kopyamakarna
yemem ona yediririm. Arkadaş canlısı olarak kalabileceğimize inanmakla birlikte böyle bir durumda vücudumda bulunan depoların da yeterli olacağına inanıyorum, ölmem yani.
Bana deseler ki, iki hafta böyle bir ortamda kal yarım milyon dolar vereceğiz, bana gayet uygun. Hatta bir ayı bile zorlayabilirim. Sanki MrBeast böyle bir şey yapmıştı gibi hatırlıyorum, böyle bir anımsamam var. İnsanlar zorlanmıştı diye hatırlıyorum. Elbette zordur ama yani çok hayat değiştiren paralar olduğu için dayanılır ya. Ben öyle bir parayı yan yana görmedim yani. Bu arada, yarım milyon dolar dedik ama aklımda böyle spesifik bir şey yok. Sanki böyle bir teklif varmış da değerlendiriyormuşum gibi oldu, kusuruma bakmayın. Ağzıma öyle geldi ve öyle dedim şu an. Kayıtlara geçirilsin.
Yani şimdi yarım milyon dolarla yapılabileceklere baktığında...
Önce bir Lira ile çarpmak gerekiyor. İlla bir vergi mergi çıkar ama net 15-20 milyon TL civarı bir para var orada. Çok para etmiyor aslında da ediyor bir yandan da. Şöyle ki, baktığında bu paraya gidip bir oto galeri kurulabilir. Ama bunun daha güvenli yolu nedir? Büyüyen Anadolu şehirlerinden 1-2 ev satın alıp ufak bir atölye kurmak veya fon yatırımı yapmak mümkün olabilir. Yüksek sağlık giderlerini vs. karşılayabilirsin. Çok fazla şey yapılabilir. Dizel 80ler model bir pervaneli eğitim uçağıyla Karadeniz'e açılıp Amelia Earhart gibi kayıplara karışmak mümkün. Veya büyükçe bir su deposu ve çilek aromalı jel satın alıp, 1 ton jöle yapmak ve içinde yüzerek onu yemek. Bu parayla yapılacak yatırımlardan gelecek pasif gelirle hiç çalışmadan bir veya iki çocuk rahatça ve sağlıklı şekilde büyütülebilir. Yani kısaca fareli bir kauçuk odada bu şartlarda bir ay kalmak mantıklı mıdır? Evet.
https://redd.it/1ufobj8
@r_kopyamakarna
beyler cesetten kurtulma floodu vardı atsanıza, subda bulamadım
beyler cesetten kurtulma floodu vardı atsanıza, subda bulamadım
https://redd.it/1ufjvmm
@r_kopyamakarna
Reddit kullanicilari lütfen yardim edin
Merhaba ben kaan hayatımda hiç karşı cinsle ilişkide bulunmadım şuan bi sevgilim var ve kız 52 bağımlısı (52 çekmek kadın masturbasyonu) ve kız beni eve çağırıyor aramızda bişeyler yaşanıcak bu ilk olucak (Reşitiz) kız dediğim gibi 52 bağımlısı kızla aramda bişeyler yaşanıcak göğüsleriyle oynamak vb. Fakat kıza haz vermek istiyorum zevk vermek istiyorum tecrübesi olan bilen varsa lütfen açıklasın nasıl yapılacağı vajinada nereye dokunmam lazım nasıl haz veririm nasıl zevk alır kadınlar ve erkekler lütfen cevaplayın yardım edin teşekkür ederim
https://redd.it/1ueoyhh
@r_kopyamakarna
romantizm olsun diye sandal kiralayalım dedik
kızla beraber aldık 6'lı biramızı açıldık denize.
ben sırtımı ufuk tarafına vermiş ahenkle kürek çekerken o da karşımda birasını içiyor, kajusunu yiyor, bir yandan da türlü şebeklikler yapıp beni güldürmeye çalışıyor.
arkadan güzel bir müzik de çalıyor falan derken baya ilerlemişiz. baktım geri dönerken sıkıntı olacak bıraktım kürekleri geçtim kızın yanına.
biralar da bitmek üzere kafalar hafif çakırkeyf, daldım boynuna oynaşmaya başladık. tam işi ciddiye bindireceğim engelliyor tabi. oramı tutma, buramı elleme, kulağımı yalama gibi kezbanlıklarla ömrümden ömür yiyor.
kaç saat böyle güreştik bilmiyorum, bir baktım hava kararmış, güneş batıyor. neyse ki akıntı bizi kıyıya doğru yanaştırmış biraz biraz, içim rahatladı. tam geçtim küreklere bir adam sesi duydum.
'yiğeeeennn huuooppp' diye bağırıyor biri. biraz ötede bi balıkçı takası. üstünde 4-5 tane adam, bize bakıyorlar. kız var bi de yanımda ''hayırdır dayı!?'' diye sert bir tonda bağırdım ben de.
'biz burada gümüş balığıyla, istavritle uğraşalım, adam köpek balığını götürmüş baksanıza ya ahahahah' diye anıra anıra güldü bana bağıran. sonra yanındakine döndü yine bağırıyor tabi biz de duyalım diye, 'ısırır mı bu hikmet?' diye sordu. hikmet 'ısırmaz mı kaptan, koparır şerefisizim' diye cevap verdi.
benim kafa attı tabi. kız da sindi sandala kaldı. 'adam gibi konuşun lan orospu çocukları' diye bir bağırdım ama inlettim ortalığı. bir baktım takada kimse kalmamış. saniyesinde pata pata pata diye çalıştırdılar motoru bize doğru geliyorlar.
yapıştım kürekleri kıyıya doğru çekmeye başladım ama imkansız yani. ağzımla pata pata pata dedim yine olmadı. adamlar motor gücü kullanıyor, çağ olarak ilerdeler.
kıza 'ben elimden geldiğince seni korumaya çalışacağım çisem, ama ikimizin arasında bir tercih yapmak zorunda kalırlarsa, seni sikeceklerdir... ' dedim dürüstçe. başladı ağlamaya amına koyim.
taka geldi götümüzün dibine kadar. adamlar baktı kız ağlıyor. 'naptın lan kıza?' diye bağırdı bana kaptan olan. 'abi sizden korktu, babası da yok bunun, öyle duygusal zaten hep ağlar. şehitmiş babası' dedim. 'yapma ya' dedi hikmet abi.
'şaka yaptık biz kızım' dedi kaptan. 'hadi bakın keyfinize' dedi hikmet abi, uzaklaştılar.
ben hep altıma falan işemişim zaten. dedim atlayayım şurada, siktirip gideyim bu hayattan. baktım çisem ağlayınca bi tatlı olmuş. çıkardım pantolonu.
https://redd.it/1ue8wcq
@r_kopyamakarna
nedir?”
“Kontrol.”
“Kontrol neye dayanır?”
“Editlere.”
Bir süre sonra telefonunu kaydırmaya başladı. Parmağı ekranda yukarı kaydıkça dünyanın anlamı da kayıyormuş gibi bir his vardı.
Bana videolar gösteriyordu:
– “sigma male cold war mindset”
– “why weakness is a choice”
– yüzü hiç görünmeyen adamların agresif motivasyon montajları
Her videodan sonra başını hafifçe sallayıp:
“Abi çok sağlam koymuşlar.”
diyordu.
Ama hiçbir şey açıklamıyordu.Hiçbir şeyi savunmuyordu.Sadece tekrar eden bir görüntü akışına inanıyordu.Bir noktada dayanamadım.
“Peki sen tam olarak neyi savunuyorsun?” dedim.
Telefonu durmadı bile.
“Kontrolü.”
“Nasıl?”
“İzleyerek.”
“Kim izliyor?”
“Önemli değil.”
“Ne önemli?”
“Kim daha çok izleniyorsa.”
O an fark ettim.
Bu bir ideoloji değildi.
Bir fikir hiç değildi.
Bu sadece… yeterince tekrar edilmiş, yeterince kesilmiş, yeterince paylaşılmış görüntülerin insan formuna dönüşmüş haliydi.
Ve en korkuncu şu idi:
Kendini hâlâ bir şey sanıyordu.
Yine de…
Onu dinledim. Orada saatlerce konuştuk. Ben anlattım, o dinledi. Ağladık. Sarıldık. Ve sonunda faşist olmaya ikna olduğumda ve son kez sarılacağımda bir anda gözlerim tekrar karardı.
Uyandığımda ağzımda patatesim vardı. Bana saatler gibi gelmişti ama hem ağzımdaki patates hâlâ sıcacıktı hem de çayımın dumanı hâlâ üstündeydi. Ne yani, ben onları yaşayalı sadece saniyeler mi olmuştu? Gerçekten rüya mıydı? İnanmazdım. İnanmadım da. Bunların hepsi bir nedenden olmuş olmalıydı. Evet… bu, tanrının benimle iletişime geçmesiydi.
Hemen önümdeki patatesleri attım. Bayrakları, posterleri indirdim. Kırmızı perdelerimi yırttım ve marşlarımı susturdum. Bana artık gerekli olan şey sadece bir bilgisayar ve Wi-Fi’ydi. Bunları elde edip hemen Steam’den HOI4 indirdim.
İşte arkadaşlar, o günden beri sikko inançlara inanıp, gördüğüm her sosyalisti Twitter’da “zuahahahaha komoniste bak” diyerek taciz edici şekilde, otoriteye domalan ve kapkara bok tenime rağmen Nazilerin üstün insan tanımına uyduğumu düşünerek milleti internetten rahatsız ediyorum. Çünkü aptal, iki gram aklı olmayan bir faşist olmak bunu gerektirmez mi…
https://redd.it/1udogo2
@r_kopyamakarna
Sevgilimi bayılttım dün gece
sevgilimi bayılttım dün gece
Bazen gelir bende kalırdı ünide oldugumuzdan sıkıntı çıkmıyor.
Gecen geldi gece yatıyoruz başladı bu ben uyurken oramı buramı çimdirmeye, dürtmeye.
Hani bazı insanlar vardır uykusu bölününce samuel el jeckson olur, yani daha bi sinirli.
Bende biraz öyleyimdir " kızım yapma amk " diyorum dinlemiyo amk.
Ulan dedim siktirtcem senin dalagını dedikten sora çaktırmadan yorganın altına sessiz osurugumu salıyom, bordo bereli orosukçu gibi böyle her ortamda osurur ama suçu başkasına kitler aynı öyle işte.
Tahmini aralıklarla yarım saat yorganın altına saldıkça salıyom, en son işimi bitirince " gizem yaklaş " dedim.
Yaklaşır yaklaşmaz mafya babalarının adamlarının başını kovaya soktugu gibi soktum bunu yorganın altına ensesinden tutup.
Amk orospusu debelendikçe debeleniyor neymiş efenim " sen osurmamışın yataga sıçmışın " filan diye bagırıyor.
Sonra ses kesildi, dedim heralde yoruldu kaderine razı oldu.
Yorganı bi kaldırdım abov amk kız esmerdi, beyaz Rusya kızlarına dönmüş dedim bundan hayır gelmez haçı sonra bayılmışken bende fırsatı kaçırmayım dedim,
Çıkardım pantolonu, açtım ağzını sonra aniden dönüp agzının içine osurdum, sikicem sandınız dimi sizi gidi kansız abazalar sizi
https://redd.it/1udcyes
@r_kopyamakarna
9 ay fln önce bi flood istemistim buldum
Mason oldugum dönem yaşadıklarım
Cok iyi flood
https://redd.it/1ucxk23
@r_kopyamakarna
Çeşmi Niger Soup
Don't look at to here for reason young boy. I don't have bone soup, yoghurt soup and neither tripe soup
But i'm so hungry!
you are not.. look boy i opened this store once week ago i can't understand the rich or poor guy even you're dressed very well one!
I have money
Who asking your money?
don't enjoy your meaalll!
isn't the çeşmi niger soup?
no it isn't
i don't like it
do you know it?
my mom doing this but i drink first time
she's doing?
she's healthy is so very well!
destuuur, i'll look it that
these aren't student documents
my school is going to close, i can't be a doctor, i can't improve the people, i don't going to school like my father i'll being a donkey!
i don't wanna clean the dishes!
you will! you ate so much
for god let me out i don't wanna clean the dishes
okay then don't clean
https://redd.it/1umegwe
@r_kopyamakarna
Evet 12 yaşındayım ama mizahtan çok iyi anlıyorum.
Porçayı duydun mu? Sanmam. Tarihle aram çok iyi. Yusuf Kayaalpi hiç izledin mi? Elbette hayır sen nereden bileceksin. Ad @If Hitler çok iyi yaşasın naz!. Benim yaşımdakiler brawl stars oynarken ben Sedat Peker izliyorum. Benim yaşımdakiler aleyna tilki dinlerken ben rap dinliyorum. Ama sınıfımdakiler gerçekten çok salak. Daha stalini bile bilmiyorlar. Ve hepsi Müslüman.
Hahahaaahaha komik müslümanlar. Arkadaşlarıma hugola izlettim. Ama nereden anlıyacaklar. Mal mal bakıyorlar. Okula hepinize merhaba ben neo diye giriyorum.
https://redd.it/1ukluui
@r_kopyamakarna
egea ragebait değil
Egea niye ragebait oluyor bu kadar? 1.3 Urban modelini birkaç yıl kullandım. Onu alırken uzun süre daha yakışıklı, herkese cazip gelen Civic, Corolla, Megan gibi otomobillere baktım. Hepsi ya kazalıydı, ya modelleri çok daha eskiydi, modelli olanlarına bütçem yetmiyordu. Uzun süre direndim ta ki 20 bin km sıfır ayarında cizigi dahi olmayan bir Egea denk gelene kadar. İsyemeye istemeye gidip almıştım, hiçbir beklentim yoktu. Sonra baktım ki yol tutuş, yalıtım falan gayet iyi. Fiyatına göre gayet dolu bir araba. Sonra şehir içi ve şehir dışı yakışına baktım.İnanilir gibi değildi. Depoyu ne zaman doldurdugumu unutuyordum çoğu zaman. Sonra bir gün şehir içinde bir BMW 7 kasa arkadan vurdu. Dedim ki arka bagaj komple içeridedir. Baktım sadece tampon esnemis ve bagaj kapağında el kadar bir göçük. Dönüp bir de BMW ye baktım. Ön tampon ve ızgara yerdeydi. Parça maliyet, tedarik vs herşeyde hep avantajını gördüm bu arabanın. Bir süre sonra satıp başka bir araç aldım. Bazen elimdeki aracı satıp yine bir egea alıp üstüne kalan parayı altına dövize koysam mı diyorum. Çünkü yakit olmuş 50 küsur lira üstelik.
https://redd.it/1ujqtx4
@r_kopyamakarna
kere bile bir kadının bana hesap ödettiğini hatırlamıyorum. çünkü oradaki kadın çalışıyor emek harcıyor para kazanıyor ama bizim Türk kızı hem çalışmıyım yorulmıyım hemde en lüks mekana gidip yemek yiyim ve erkek arkadaşım bunu ödesin , sen kendine erkek arkadaş değil enayi arıyorsun bence.
Bakın Türk kızları emin olun ki başka bir ülkeye gitseniz kimse yüzünüze bakmaz 1.50 boyun ile çatlakların triplerin saçma sapan isteklerin ile kimse uğraşmaz o yüzden bu ülke sınırları içinde kalmayı tercih edin gerçi başka bir ülkeye gitmek isteseniz bile paranız yoktur sizin anca erkek arkadaşınız götürürse gidersiniz. Bu arada unutmadan bir dönem Fransız bir kız arkadaşım olmuştu tren ile avrupa turu yapmıştık ve o dönem masraflarının çoğunu kız arkadaşım karşıladı.
Yurt dışındaki kadınlar erkeklerden en ufak bir şey istemez isteyemez herkes bir birey herkes kendi ayaklarının üstünde durmak zorunda kız da olsan aynı erkek de olsan aynı ancak bu bizim ülkede pek mümkün değil. o yüzden tekrar yurt dışına taşınmaya karar verdim. en kısa zamanda amsterdam beni bekler.
değerli bir abimizin yazısından alıntıdır
yurtdışında yaşayan biri olarak daha iyi anlatılamaz diyorum ben de
https://redd.it/1uioofl
@r_kopyamakarna
Cennette Supergirl ile birlikte olabilir miyim
Arkadaşlar lütfen dalga geçmeyin ama ben Supergirl e deli gibi aşığım. Biliyorum çok aptalca ve imkansız bir varlığa aşık oldum. Ama merak ediyorum Cennette Supergirl ile birlikte olabilir miyim? Allah buna izin verir mi? Çünkü 2 gündür deli gibi ağlıyorum Allah'a çok yalvarıyorum beni onla kavuştursun diye. Umarım beni anlarsınız
https://redd.it/1uhog12
@r_kopyamakarna
sevgilim bakire değilim dedi olsun dedim
ama götümü deldiler dedi yamarız dedim
enseme attırdılar dedi
olsun sileriz dedim
tost yaptılar dedi
olsun ketcabın ben olurum dedim
bağırta bağırta siktiler dedi
olsun canım hangi çağda yaşıyoruz dedim
ayyyy aşşkkııımm çok anlayışlısın ama çocuk da aldırdım dedi
aldırmasaydın ben babalık yapardım dedim
aşkım üniversite harçlığımı çıkarmak için gece işe çıktım dedi
söyleseydin ben para verirdim sana dedim
berkenin siki kocamandı uçurdu beni dedi
olsun aşkım kanatların ben olurum dedim
ayyy aşkııımmmm kızmadın mı bana dedi
olsun canım namus iki bacak arasında mı dedim
https://redd.it/1ugyt9g
@r_kopyamakarna
Yarrağımın gücü
1 hafta önce okulun koridorunda cinsiyeti erkek olan arkadaşım X ile(ismini vermeyecem X diyecem) geziyordum tabi sınavlar bittiği için okulun 4 te 3 ü yoktu. İşte beraber konuşurken bu bana 'sevgilin veya hoşlandığın biri varmı' diye sordu bende tam yok amına koyim derken yanımdan M geçerken (yine isim vermeyecem) günaydın canım deyim el salladı ve geçti. M okuldaki en güzel kızlardan biri. Kahverengi saçlı ve açık kahverengi gözleri vardı ve bana çok güzel geliyordu. Tabi X bunu görünce gelip enseme vurdu ve gülerek'hani yoktu yarrak adam'dedi bende sinirle' yok zaten orospu evladı'dedim o ise' git konuş biraz o zaman amk evladı'dedi ben ise sebebini sorunca sinirle' lan doğru düzgün kızlarla konuşamıyorsun git konuş belki cesaretlenirsin'dedi ben de aynı sinirle'ne cesareti orospu çocuğu sanki sikecem dedim'diye çıkıştım. Tam o sırada oradan bi kız grubu geçiyordu. geçerken konuşmamızı duymuş olacakki aralarından biri X e'ya bu sence kızlarla konuşabilirmi' dedi. ben ise sinirle'nerden biliyorsunuz lan konuşmadığımı köpekler' diye atarlandım gruptaki aynı kız ise ileri atılıp 'lan kızlardan birine doğru düzgün selam bile veremiyon amk maymunu' dedi ve tüm grubu gülmeye başladı ben ise öfke ile'en azından ben sizin gibi sağda solda götümü vermiyorum'dedi. Bunu dediğim anda gülmeleri kesilip bana dik dik baktılar o an içlerinden biri 'ne diyorsun anasını siktiğim' dedi ve önündeki bi masaya yumruk attı. O an kan beynime sıçradı ve öfkeden hemen yarrağımı çıkartıp masaya vurdum ve masa parçalara ayrıldı. Kızlar bunu görünce korkup ' AAAAA KOCAMAN YARRAK'diye bağırıp kaçmaya başladılar. Arkadaşım X ise bu saçmalığa kahkaha atıyordu. O sırada boş bi sınıftan M çıkıp etrafa korku ile baktı ve' ne oldu ne bu ses bu gürültü'dedi. Ben ise önceki olaydaki sinirim ile ona' gel lan buraya' diye seslendim. M ise korkuyla 'hayır gelmek istemiyorum' dedi ben ise bağırarak'GEL' dedim o da bağırmamdan korkarak'bana zarar verecekmisin'dedi ben ise'evet'dedim M ise ağlayarak'neden ben ne yaptım sana dedi' ve yanıma geldi o önceki sinir ile yarramı havaya kaldırdım ve M nin kafasına vurdum. M ise alnındaki kan ile inleyerek'ah neden ben 'dedi ve yere düştü. Yere düşünce bikaç defa daha kafasına yarrağım ile vurdum. X ise artık gülmekten kenarda yatıyordu. Ben ise vurmayı bırakıp X e dönerek' ne gülüyon lan oç'dediğim anda oraya nöbetçi hoca geldi ve o manzarayı görünce şaşkınlıkla X' e'ne oldu burada bi çay almaya gittim birbirinizi mi siktiniz'dedi. X ise gülmekten hocaya bişey diyemedi bile. Hoca ise sinirle bana dönüp'ne oldu da burada bu mal katır gibi gülüyor'derken M yi gördü ve dehşet içinde karşıma gelip 'ne yaptın lan sen amına koduğum' dedi. Ben daha cevaplayamadan beni müdürün odasına götürdü ve ambulansı aradı. Müdür ise karşımda sinirle oturmuş adeta sinirden kel kafası yanıyordu. İçimden kafasına vurma hayali kurarken o ise sinirle' ulan okulun son günlerinde olay çıkarmasan ölürmüsün yine ne yaptın'dedi. Ben daha konuşamadan nöbetçi öğretmen olayı açıkladı. Müdür olayı duyunca gözleri fal taşı gibi açıldı ve 'ulan utanmandamı yok' dedi ben ise 'müdür bey sizede vurayım mı' diye sordum. Müdür ise sinirle ayağa kalkıp'höst sen kim oluyorsun da bana vuracaksın pipini'dedi ve masasına yumruk attı. Ben ise yarrağımı yine çıkardım ve masaya son hızla vurdum. Öyle bi hızla vurmuştumki müdür ve hoca duvara savruldu ve masa parçalara ayrıldı. Mudür ise sinirle ayağa kalkıp'artık bu kadarı yeter seni okuldan atıyorum'dedi. Ben ise dayanamadım ve müdürün kel kafasına hızla yarrağımı vurdum. Müdürün kafası patladı ve yere yığıldı. Hoca ise bunu görünce güvenliği çağırdı. Onada vurdum(yarrağımı) ve oda yere yığıldı. Sonra yarrağımı büyütüp yarrağım ile onlara bikaç tokat attım. O anda içeri tüm polis, güvenlik, mit, fbi ne varsa girdi. Ben ise yarrağımı büyütüp onlara döllerim ile ateş ettim. Kısa bi süre sonra hepsi öldü. Dışarı çıktığımda X i yerinde bulamadım ve o günden sonra bi daha X ten haber alamadım. Ama sonra öğrendim ki çok gülmekten gay olmuş ve okuldan Y adlı bir erkek ile sevgili olup yurtdışına kaçmış...
Babamın misafirlikte yaptığı piçlikler
Büyük amcam bizi misafirliği çagırmıştı neymiş efendim oğlu tıp kazanmışmış.
Babamda tam bir göt yalayıcı olduğu için beni, annemi, aptal kız kardeşimi tarih öncesinden kalma serçe arabasına zorla bindirip götürmüştü.
ilk önce yemekle başladık geceye sonrada çay faslı ve meyve ikramı.
Sonra oturma odasına geçtik, oturuyoruz.
Amcam yine oğlunu övüyor, kimsenin konuşmasına izin vermiyor anlattıkça beni gömüyor ne olmuşlan süt ve süt ürünleri okuyorsam pezevenk.
işte herkes televizyona daldığı bir anda, babam ilk önce ayağa kalktı sonra amcamın önünde durup, amcamın suratına doğru domaldı ZARTTTTT diye osurdu.
Herkeste ölüm sessizliği oldu, amcam " ne yapıyonlan gundi " diye babama bagırmaya başladı.
Babamda "şaka yaptım abi " filan diyor.
Neyse ortalık sakinleşti biraz.
Sonra babam birdaha ayağa kalktı, yine olay cıkartacak belli.
Bu sefer kemeri çıkarmaya başladı.
Amcam dur fur diyesiye kalmadan babam kemeri çözüp malafatı sallamaya başladı bile aq
Annem bey yapma diyor babam geleni yıkıyor.
Birde " abiiii seninkiyle kılıç dövüşü yapalım mı" diye gülüyor.
En son yengem yeltenecek oldu, kadıncagıza tekme attı ibne beş kişi zorla üstüne çullandıkda durdurabildik adamı aq ya.
Sonra bize diyorki " sizi benden başka siken oldumu" bu adam büyümüyecek, ailecek zor günlerden geciyoz
https://redd.it/1ug1cej
@r_kopyamakarna
Kauçuk Oda ve Fareler
Geçen gün sevgilimle konuşurken, zamanın getirdiği olgunlaşma üzerine düşündüm. İkimiz de çocuktuk başlarken ve bugün zamanın ne kadar hızlı geçtiğine hayret ediyorum. Eminim o da ediyordur. Onunla ve bizimle ilgili en ufak bir detayı, anılarımızı unutmak istemiyorum. Sanki onu, beni ve bizi kayıt altına almalı, her anı kaydetmeli ve gelecek nesillere aktarmalıymışım gibi. Bir tür insani müze, bir ölümsüzleşme çabası gibi. İnsan kendi "oluşunun" sınırlarını, başkalarından/ötekilerden anlayabiliyor bazen. İnsan insanın kurdudur gibi bir görüşe katılmıyorum. Doğru insanla, dış dünyanın algısal dönütleri ortadan kalksa bile şöyle bir 1-2 hafta sadece konuşarak hayatta kalabilirim gibi geliyor. İnsan insanın yurdudur yani, bence.
Youtube'da Vsauce diye bir kanal var, birçoğunuz biliyordur, aslında Michael Stevens isimli bir beyefendinin sunduğu bir tür popüler bilim kanalı. Yanlış hatırlamıyorsam Youtube Originals ile çektiği bir videosunda, Michael her şeyden yalıtılmış, bembeyaz, kauçuk bir odaya kapatılıyor. Dışarıdan hiçbir stimuli da gelmiyor. Sahi, böyle bir odada olsam/olsak ne yapardık?
Ben, kauçuk odanın iç dinamiklerinin de önemli olduğuna inanıyorum. Örneğin eğer odadaki yatak soğuksa, sahip olacağım umutsuzluk durumu beni odanın bana verdiği tablonun dışına itebilir. Kalacağım sürenin belli olmadığı, soğuk bir yatakta boylu boyunca uzandığım bir durumda, terim olarak "absürt" bir direnişe başlayacağımı hayal edebiliyorum. Duvarın 50 mt civarı olduğunu tahmin ettiğim durumda dahi tırnaklarımla veya kaşıkla kazıyabilirim. Eylemsiz kalmaktan iyidir.
Diğer bir yandan, düzgün bir yatak, bir yoldaş ve sıcak bir ortam varsa iş değişebilir. Yani otel konforunda sayılabilecek bir kauçuk odada hepimizin daha uzun kalabileceğini varsayabiliriz. Önden belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum, evet birinin ne kadar stoik olduğu kimsenin umrunda değil. Ancak ben stoacı değerlere sahip bir insan olduğumu düşünüyorum. Bunu bireyselci bir noktadan da söylemiyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Bir süredir hayattan aldığım zevki gerçekten küçük şeylere borçlu olduğuma inanıyorum. Özellikle son bir-iki yıldır, öğlen yiyeceğim bir sandviç bile heyecanla beklediğim bir şeye dönüşüyor, dünyanın en değerli şeyiymiş gibi geliyor.
Bu açıdan, Michael gibi o odada, kedilerin maması gibi önüme lapa koysalar üzülmem, hatta büyük bir mutluluk ve şükranlıkla yiyeceğimi düşünüyorum. Tuvaletin rahat olması da büyük bir artı olurdu. Birçoğumuz, veya en azından ben, günün en az yarım ila iki saatini tuvalette geçirebiliyoruz. Bu sayı ekran sürenize göre değişebilir. Tuvalet ihtiyacını gidermek halihazırda mide bulandırıcı bir deneyim olabiliyorken, tuvaletin kendisinin konforlu olması büyük bir avantaj olurdu diye düşünüyorum. Yaz aylarında olduğumuz için, tatil beldelerinde çalışmayan kombilerden dolayı alınan gibi bir soğuk duş da rahatsız etmeyebilirdi. Kıyafete dair tek şartım da kaşındırmaması olurdu herhalde.
Şimdi, fareler. Fare konusunda da şöyle bir görüşüm var ki görebildiğim fareden çok korkmam. Hayatımda çok fare görmedim, ölü fare gördüm genelde. Çok da hızlı hareket etmiyorsa veya bir anda bacağımdan çıkıp beni yemeyecekse büyük bir problem olmaz. Ama şöyle bir sıkıntı var ki, bu tarz hayvanlar gece işlerini gördükleri için götümü başımı kemirmeleri tatsız bir durum olurdu. Ama, kauçuk oda dediğimiz deneyimin ne kadar süreceği de burada kritik bir rol oynayabilir.
Tabii bu hadisenin sonucunda bir ödül alıp almadığımız sorusu sorulmalı. Örneğin ortaya bir yarım milyon dolar koyulacak olsa... 5-6 fare de çok sorun teşkil etmez diye düşünüyorum. Sağlıklı olduğum sürece, kuduz muduz kapmadığım sürece çok sorun edeceğimi zannetmiyorum. O noktada bir kaplan bile salınabilir hatta odaya. Tabii şimdi kaplan dedik ama, tercih edeceğimden değil yani elbette olmasa daha mutlu olurum. Ama anlaşabileceğim bir kaplansa, rasyonel bir kaplan olduğu sürece geçinip gidebileceğimize inanıyorum. Ben ona karışmayım, o da bana karışmasın. Ama o da mümkün değil elbet, illa bir sürtüşme olur. Yemeğimizi paylaşabiliriz, hatta ben
ORTALAMA TARAFTAR MARŞI
KARŞI TARAFTAR OROSPU ÇOCUĞU
SİZİN BEN ANANIZI SİKEYİM
TAKIMINIZIN RENKLERİ FARKLI
SİZİN BEN ANANIZI SİKEYİM
BİZİM TAKIM ÇOK GÜZEL Bİ TAKIM
SİZİN TAKIMIN AMINA KOYAR
EĞER BUNU İNKAR EDİYORSANIZ
SİZİN BEN ANANIZI SİKEYİM
TAKIMIMIZI ÇOK SEVİYORUZ
SİZİN TAKIMINIZI SEVMİYORUZ
ÇÜNKÜ ŞU AN MÜCADELE EDİYORUZ
O YÜZDEN ANANIZI SİKEYİM
BEN BU TAKIMI ÇOK SEVİYORUM
ÇÜNKÜ BABAM DA BU TAKIMI SEVİYORDU
OEDİPUS KOMPLEKSİMDEN ÖLÜYORUM
O YÜZDEN ANANIZI SİKEYİM
BİZİM FUTBOLCULAR ÇOK GÜZEL TOP OYNAR
SİZİN FUTBOLCULAR ÇOK KÖTÜ TOP OYNAR
BU TAKIM O TAKIMIN AMINA KOYAR
O YÜZDEN ANANIZI SİKEYİM
https://redd.it/1ueomky
@r_kopyamakarna
Dün gece yazdığım rap
Sikim büyük ve tenim kara
Ne yapabilirim kutsamışsa Tanrı beni boydan boya
Barlarım sağlam, flowlarım hatunları heyecanlandırır
Kolumda Rolex ve boynumda chainim sallanır
Dostum takışma benle, karalığım gözünü karartır
Bana mahallede derler bu çocuk buraların ızdırabıdır
Git İstanbul Büyükşehir Belediyesine, mahalle çiçek sor bir bilene
De ki onlara kimdir buranın en büyüğü
Eğer bir kişi Ouz demezse gel de göster büyüklüğünü
Zencim benle takışmak istiyor ve sanıyor kendini benden yüce
Ama bende yoktur bir davar, araba verecek bir sikten başka bir şey
Senin hayalindeki altınlar benim kızımın ayakkabısının bağcığı
Yıllarca düşlediğin hatunlar benim önceki gece yatağımın parçası
Kolumda parlayan Rolex'ten gözlerin kamaştı
Benle aşık atabileceğini sandığın yerlerin biraz fazla kalktı
Dostum flowum sağlam ve flexlerim gerçektir
Ne paradır beni ben yapan, neden penisim sertliğidir
https://redd.it/1ueh4fs
@r_kopyamakarna
VALLAHİ DE SAVUNURUM BİLLAHİ DE SAVUNURUM
bir şeyi VALLAHİ DE SAVUNURUM BİLLAHİ DE SAVUNURUM diye bir ifade vardı, meme mi yoksa kopya makarna mı hatırlamıyorum ve orjinalini de bulamıyorum ne olduğunu biliyorsanız yazabilir misiniz
google'a falan yazınca dua çıkıyo amk kafayı yiyicem
https://redd.it/1ue4axh
@r_kopyamakarna
Komünist Düşünceyi Bırakma Nedenim
Merhaba arkadaşlar, ben Anıl Akkeskinci. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunuyum ve 27 yaşındayım. Kendimi bildim bileli komünizmi ve Marksist düşünceyi savundum. Lisede Türkiye İşçi Partisi’nin gençlik kollarında üyeliğim bile vardı. Ben bu düşünceye öylesine bağlıydım ki bir noktada din gibi olmaya başlamıştı. Sabah kalkıyor, odamdaki Marx posterini öpüyor, akşama kadar komünist marşları dinliyor ve yatmadan önce komünizm tanrısı Leninullah’a secde ediyordum. Adam Smith’ten tutun da John Locke’a türlü hakaretler ederek hayatımı devam ettiriyordum ki başıma, hatırladıkça tüylerimi diken diken eden bir olay geldi…
Bundan yaklaşık bir buçuk sene kadar önceydi. Yine her zamanki gibi haşlanmış patateslerimi demir tabağımda ezip yiyordum. Bir yandan da Doğu Komünist Alman marşına, “Es schreien die NATO-Minister, hört ihr’s nicht? Ihr Schreien ist nicht mehr Geflüster, hört ihr, hört ihr’s nicht…” diyerek eşlik ediyordum. Tam en acıklı kısmına gelmiş, gözyaşlarım akmaya başlamışken ağzımda sıcak haşlanmış patatesimle bağırarak “HÖRT IHR NICHT?!” diyordum ki bir anda gözüm karardı. Öyle aniydi ki Leninullah, yani affedersiniz Allah çarpsın, öldüm sandım. Ta ki beyaz ışığı görene kadar…
Yaklaşık bir saat boyunca sanıyorum o yerdeydim. Nasıl oldu, nasıl gittim bilmiyordum ama içi bembeyaz sislerle kaplı, hiçbir şeyin seçilemediği, adeta ışık gibi parlayan bir odadaydım. Cennetin bekleme odası gibiydi. Yalnız ortada sadece bir masa vardı ve o kadar uzun süre bekleyince son çare iki sandalyeden birini çekip oturmuştum. Masa beyaz bir örtüyle örtülmüştü ve yuvarlaktı. Resmen ucuz düğünlerdeki süslenmiş o yuvarlak masalardandı. Dediğim gibi yaklaşık bir saat (ya da bana öyle gelmişti) bekledikten sonra korkum yavaş yavaş gitmiş ve yerini sıkılmışlık almıştı. Evimi özlemiştim; Marx posterlerimi, bana kırmızı Rusya’yı hatırlatsın diye kullandığım kıpkırmızı perdelerimi, marşlarımı ve en çok da daha yeni haşladığım patateslerimi özlemiştim.
Sonra biraz daha zaman geçti. Tam artık rüyada olduğuma inanmış, kendimi uyandırmak için yüzüme tokatlar geçirirken etraftaki sis bir anda artmaya başlamış ve yavaş yavaş beyaz odada daha önce fark etmediğim bir kapı hafifçe aralanmaya başlamıştı. İşte şimdi korkum geri geliyordu. Kapı yavaş yavaş açılıyor, bense olabildiğince geriye kaçıyordum. En sonunda kapı sonuna kadar aralandı, sisler dağıldı… Ve onu gördüm. Bu, faşizm tanrısı Benitullah bin Mussolini’den başkası değildi!
Tam karşımda duruyordu. İlkin ne yapacağımı bilemedim. Elini mi sıkmalıydım? Karşısına oturmalı mıydım belki de? Ya da katlettiği onlarca kişinin hesabını sormalı mıydım bir an bile beklemeden? Ama bunların hiçbirini yapmadım. Yapamadım. Çünkü o an fark etmesem de beyaz sakalları, o kendinden emin duruşu… beni etkilemişti. Ağzımı açamıyor, kendimde konuşacak mecal bulamıyordum. Ona doğru bir adım atmıştım ki hafifçe elini kaldırıp beni durdurdu. Öylesine güçlüydü ki varlığı; küçük bir el hareketi beni yerime sabitlemişti resmen.
“Dur evladım,” demişti.
“Lüzumu yok.”
Yavasça geri çekildim. Oturduk.
Aramızda bir sessizlik vardı ama bu sessizlik huzurlu değildi. O bir şeyler düşünür gibiydi, bir o kadar da huzurlu. Gözlerimi ondan alamıyordum. Ona baktığımı anladığında hafifçe gözleri yerden kayıp bana döndü.
“Hasbinallah”
Cebinden bir telefon çıkardı. Nereden çıkardığını anlamadım; sanki fizik kurallarının dışında, sadece onunla birlikte çalışan bir şeydi.
Ekranı bana çevirdi.
Bana Instagram’dan bir edit videosu gösteriyordu.
Tanklar, kartallar, yüzü olmayan askerler, hızlı kesmeler, siyah beyaz filtre, aşırı dramatik bir müzik.
Altında tek cümle:
“DISCIPLINE CREATES REALITY.”
Baktım.
“Bu mu?” dedim.
“Evet,” dedi.
“Ne bu yani?”
“Gerçek.”
“Gerçek dediğin şey… montaj mı?”
Bir an durdu.
Sanki düşünmüyordu da, doğru cevabi arıyordu.
“Montaj değil,” dedi. “Sigma edit.”
Sonra konuşma bir konuşma olmaktan çıktı. Daha çok iki farklı internet katmanının çarpışması gibiydi.
Ben bir şey soruyorum.
O bir slogan veriyor.
“Devlet nedir?”
“Güç.”
“Güç
Kız arkadaşımın yaptığı şaka
Evet beyler kız arkadaşımın babası yok anneside çalıştığı için evleri hep boş olurdu.
bende dün kız arkadaşıma şaka yapicam evde yok sanıyorum. neyse gittim eve girdim ( anahtar hep kapıdaki kuş yuvası benzeri şeyde olur ) bi ses var ama kısık bi ses neyse sessizce odaları dolaştım tam annesinin odasına girdim birde ne göreyim kaslı lavuğun biri bizim hatuna domalık vaziyette nasıl çakıyor. Kan beynime sıçradı koştum bıçağı aldım mutfaktan bağırarak içeri girdim. Bunlar bi donup kaldılar benim gözlerden ateş püsküruyor resmen. Ve o anda kız arkadaşım 1 nisaaaaağğğn diye bağırdi. Beyler hiç bu kadar rahatlamamistim.
Ulan birde gerçekçi oynuyorlar varya sanarsın gerçekten sikiyo. Suyla yüzlerine filan ter yapmişlar. yalandan bide nefes nefese kalmış gibi yapıyorlar. ikisini de tebrik ettim. Valla helal olsun benim hatunda da ne oyunculuk yeteneği varmış.
Bu kızı kaçirmamam lazım çok yetenekli.
https://redd.it/1udc1i7
@r_kopyamakarna
Yazım kurallarına dikkat edin
Merhaba, ben 2 yaşında atipik otizm, 8 yaşında disleksi tanısı almış, öğrenme bozukluğumdan dolayı 10 yaşımda okula başlamış ve bunlar dışında çokça mağdur olmuş birisiyim. Genel olarak disleksi sorunumu Google uzantılarıyla çözmeye çalışıyor, en azından okumamı kolaylaştırmaya çalışıyorum. Bu hususta benim için imla kuralları çok büyük önem arz ediyor. Yazım-Noktalama kurallarına dikkat edilmeyen bir metin gördüğüm zaman anlamıyorum, hatta okuyamadığım için üzülüyorum. AMA BU TARZ AMK YAZILARI İNATLA TÜRKÇEYİ SİKMEYE DEVAM EDİYOR. NOKTA YA, VİRGÜL YA, AMINAKOYİM AZICIK KULLANIN ŞUNLARI. İLLA DELİ EDECEĞİNİZ ADAMI O OLACAK. İNSAN OKUYO BUNLARI AZCIK DİKKAT EDER İNSAN AMK YA.
https://redd.it/1ucluhy
@r_kopyamakarna